Project Description

Eyüp Patent

Eyüp tek kelime ile koskoca bir tarih. Haliç’in son kısmında, surların hemen dışında yer alan ilçe merkezi ve İstanbul’un oldukça eski semtlerinden biri. Kuzeydoğuda Sarıyer, doğudan Kâğıthane ve Şişli, güneyde Fatih, Bayrampaşa, Esenler, batıda Gaziosmanpaşa, kuzeybatıda Çatalca ilçeleri ve kuzeyden de Karadeniz denizi ile çevrilidir.

Eyüp İli toprakları

İlçe toprakları içerisinde Haliç kıyılarından kuzeybatıya doğruca hafif dalgalı düzlükler halinde uzanır. Sene başlarında burada bulunduğu bilindiği ve birisi İslâmbey, Düğmeciler. Kuru kavak derelerinin birleşmesiyle oluşup Eyüp Patent ve Eyüp Camii yanından geçerek iskelenin iki tarafından, diğeri ise Eyüp sultan İskelesi ile Bahariye arasında Şah Sultan Tekkesi civarından Haliç’e dökülen iki büyük dereye yoğun iskân olmasıyla bugün ortadan kalkmıştır. İstanbul Fetihten sonraki yerleşmelerle sur dışında teşekkül etmiş olan ilk kasaba olan Eyüp, bu iskânı yönlendiren Eyüp Sultan Külliyesi’nin inşasıyla birlikte Osmanlı dönemi hanedanı ve halk arasında halen devam eden büyük bir dinî ve manevî önem kazanmıştır.

Bizans Dönemi Eyüp

Bizans dönemi süresince Eyüp Patent, sur dışındaki bulunan mezarlık bölgesinde ise önemsiz olan bir yerleşme yeri durumundadır. Bazı kaynaklarda geçen Ayvan Saray’dan Eyüp iline kadar uzanan alanın tamamına bu çağda Kosmidion denildiği kaydedilmekteyse de bugün Kosmidion’un Eyüp’ün güneyinde küçük bir manastırlar olarak semtiniz olduğu bilinmektedir. Burası  Blakhemai Sarayı arasında bazı önemli binalarla, İstanbul kuşatmasından bahseden kaynaklarda adına sıkça rastlanan ve Haliç sahilindeki Blakhemai Sarayı’na en yakın kapı olan Xyloporta Tahtakapi; Pîrî Reis’in haritası ile Evliya Çelebi’nin yazdığı seyahatnamesinde Eyyûb-i Ensâri Kapısı vardı. Hagios Mamas, Hagios, Hagios Thalaelos gibi ve Hagios Kosmas-Damianos kilise ile manastırlarının yer aldığı bir merkezdi. IV. Mİkhail süresinde yapılmış ve yoksulları ücret­siz tedavi eden Anargyroi azizlerine adanmış olan bu gibi kilise ve manastır Haliç’e tarafına bakan bir tepenin üzerinde yükseliyordu. Yanında bulunan hamamla bir de çeşme bulunan ve semtin en önemli ziyaretgâhı olan bu külliye. Godefroi kişisinin Haçlı orduları Konstantinopolis’i kuşattığında bir kaleye dönüşmüştü, bugün ise hiç bir izi kalmamıştır.